Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin

Çocukta Davranış Eğitimi

ÇOCUĞUN İSTENMEYEN DAVRANIŞLARI İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR ?

Genelde anne ve babalar kötü davranışları cezalandırma yoluna giderler ve cezalandırdıkları davranışın sonlanacağını düşünürler. Fakat düşünülenin aksine ceza çoğu zaman ters tepki yaratarak istenmeyen davranışı daha da kötüleştirir.

Cezanın en önemli olumsuz sonucu yetişkin-çocuk ilişkisini zedelemesi ve çocuğa fiziksel ve psikolojik zarar vermesidir. Çünkü ceza fiziksel disiplin uygulamak (dayak) olabileceği gibi, çocuğu sözle hor görmek ve sevgiyi esirgemek şeklindedir.

Her Türlü Cezanın Sonucunda;
Çocuk sırf ceza alma korkusundan olumsuz davranışını tekrarlamayabilir.Yaptığı olumsuz davranışın sonucunu anlayıp bir daha yapmaması için olanak tanınmamış olabilir.
· Yaptığının karşılığını ödemiş olduğunu düşünür, ödeşmiş hissedebilir.
· Olumsuz davranışından dolayı kendine kızacağına cezayı uygulayan yetişkine kızabilir.
· Ceza aldığı için kendini aciz hissedebilir.
· Yetişkini örnek alarak kendisi de aynı yöntemleri sorun çözmek için kullanmaya başlayabilir.
· Kendine güveni sarsılabilir.
· Ceza almamak için gizli gizli olumsuz davranışı tekrarlayabilir ya da yalan söylemeye
başlayabilir.
· Saldırgan veya pısırık olabilir.

ÇOCUKLAR NEDEN DİRENİRLER?

Çocuklar ebeveynlerine direndiklerinde çoğunlukla başka bir şey istemektedirler. Çoğu kez direnişleri başka bir şeyi yeğlediklerini size anlatma çabalarıdır. Çocuklar ne istediklerini ve bunun kendileri için ne denli önemli olduğunu anladığınız mesajını aldıklarında, seslerini  duyurduklarını ya da varlıklarının farkına varıldığından emin olduklarında dirençleri azalır. Dinlemeye zaman ayırır ve bunu doğru bir şekilde yaparsanız çocuğunuz bir dahaki sefere daha az direnirler ve işbirliğine daha gönüllü olurlar.Direnci kırmak için dinlemekten sonraki aşama ise çocuğun duygularının sakin ve sevecen bir şekilde tanımlanmasıdır. Çocuğa duygularının derinlerine inmesi konusunda fırsat tanındığında en gerçek ihtiyaçlarının karşılandığını hissederler ve kapattıkları kapılar açılır.

CEZANIN YERİNE KULLANILABİLECEK ÇÖZÜMLER

Önleyici Açıklamalar Yapmak: Tekrarlanmasını istemediğiniz davranışı açıkça belirterek hangi davranışı yapabileceği hangi davranışı neden yapamayacağı konusunda bilgi verebilirsiniz.

Yaptığı Davranışın Nedenini Düşünmek: Neden olumsuz davranışı tekrarladığını
düşündüğünüzde çözüme ulaşmak için farklı fikirler üretebilirsiniz.

Ortamı Değiştirerek Önlem Almak: Davranışı neden yaptığını bulduktan sonra
tekrarlanmaması için, ortamı değiştirerek önlemler alabilirsiniz.

Dikkatini Başka Yere Çekmek: Görmezden gelebileceğiniz
davranışı gözardı edip, istediğiniz gibi davrandığında takdir edebilirsiniz.
Böylece, olumsuz davranışına ilgi göstererek istemeden yapılan pekiştirme
yöntemini bırakmış olursunuz.

Beklentiyi Belirtip Seçme Hakkı Verme:
Olumsuz davranış üzerinde durmaktansa “Tv izlemeye devam etmektense ya puzzle
yapalım ya da basketbol oynayalım” gibi onun da kabul edeceği iki seçenek
sunabilirsiniz.

Davranışının Sonucunu Yaşamasını Sağlamak: 

Bütün bu davranış değiştirme yaklaşımlarını defalarca denemenize rağmen çocuğun olumsuz
davranışları devam ederse artık çocuğun davranışlarının sonuçlarını yaşama vakti
gelmiştir. Yani, iki çocuğunuz da tv kanalları konusunda sık sık kavga ediyorlar
ve bunun olmaması için bu davranışlarının yanlış olduğunu anlatıyorsunuz, neden
bu şekilde oluyor diye düşünüp farklı saatlerde izlemeleri için destek
oluyorsunuz, dikkatlerini başka bir yöne çekiyorsunuz, tv izlemek dışında
yapabilecek aktiviteler konusunda önerilerde bulunuyorsunuz vs. fakat onlar aynı
saatlerde farklı kanalları izlemek konusunda sürekli kavga etmeye devam
ediyorlar. Böyle bir durumda o saatte tv’yi tamamen kapatırsanız davranışlarının
sonuçlarını yaşamalarını sağlamış olursunuz.

Davranışının sonucunu yaşatmak yöntemi ceza ile karıştırılabilir fakat farklıdır;
· Sonucunu yaşatmadan önce diğer yöntemler denenir, sonuç alınamadığında bu yöntem denenir. Ceza ise başka yöntem kullanmadan çocuğu üzecek birşey yapmaktır.
· Sonuç yaşatırken çocuğun mahrum edildiği şey onun olumsuz davranışı ile ilgilidir. Cezada ise çocuğu en çok üzecek şey gerçekleştirilir.
· Sonucunu yaşatmanın mantığı “ her olumsuz davranışın bir bedeli vardır”, cezanın mantığı ise “sen beni üzdün ben de seni üzüyorum” dur.

Sonuç olarak; yetişkinlerin amacı çocukların olumsuz davranışlarını azaltıp, olumlu davranışlarını artırmak ve hayata hazır hale getirmektir. Çocukların doğru ve yanlışı ayırt edebilen ve herhangi bir dış denetim olmadığı halde tercihini doğrudan yana kullanan bireyler olmasını istiyorsak onların içsel ödül ve men etme mekanizmalarını geliştirmemiz
gerekir.

ANNE-BABA DAVRANIŞLARININ ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Çocuğun zeka ve kişilik gelişiminin temelinde annenin ve babanın davranışlarını buluyoruz. Onların tek tek kişilikleri, birbirlerine olan davranış ve tutumları ve çocuklarına gösterdikleri ilgi ve davranış biçimleri gerçekten çok önemlidir. Çocuğun zeka ve kişilik gelişiminde, özellikle anne ve baba davranışlarının büyük rolü vardır. Bazı çocuk ileriki yaşamında tıpkı anne ve babası gibi davranır.
Bazı çocuk öyle zorlanmıştır ki, reaksiyon olarak, kendisine yöneltilen davranış ve eğitim tarzının tam tersini seçer. Doğru ya da yanlış olduğunu gözetmeden… İçinde birikmiş acı ve sorunlar nedeni ile…
Bazıları da, kendi anne ve baba davranışlarını bilinçli bir yorum süzgecinden geçirir ve en iyisini, en doğrusunu uygulamaya çalışır.

· “Benim doktor olmamı isterdi, annem… Olamadım… Bari oğlum doktor olsun. Bunu sağlamak zorundayım…”
YA DA
· “Okutmak için boşuna zorladılar beni… Zamanım boş yere harcandı. Ben çocuğumu okutmayacağım. Bir an önce hayata atılsın ve para kazansın.”
YA DA
· “Onun annesi ve babası olarak görevimizi seve seve yapacağız. Neye yeteneği varsa ve
ne olmak isterse öyle olsun. Eğitmek, yetiştirmek, mutlu ve verimli olmasına yardım etmek en büyük görevimiz bizim…”

Bu ve benzeri davranışlara çok sık rastlamaktayız.

Genellikle çocukların öğrenim ve eğitimlerinde anne ve babanın, idealleri büyük
rol oynamaktadır. Çocuklarında adeta kendilerini gerçekleştirmek istemektedirler. Kişilik özellikleri tam gelişmemiş olan “BÜYÜK ÇOCUKLAR” dır bunlar… Kendi geçmişlerinden , kendi çocukluk sorunlarından sıyrılamamış olan büyük çocuklardır

AİLEDE PROBLEMLER

Türk ailesini olumsuz yönde etkileyen pek çok problemler vardır.

 Kısaca bu problemleri şöyle sıralayabiliriz:

Köyden şehre göç, hem sosyal yalda, hem de ailede büyük değişikliklere yol açmıştır. Başta köydeki gelenek ve göreneği kontrol edici baskısından kurtulup, başıboş bir ortama itilmişlerdir. Özenilen, gıpta edilen, taklit edilmeye çalışılan yabancı bir çevreye gelmişlerdir.

Kitle iletişim araçlarının tesiri ve moda, aileyi derinden sarsmaktadır. Birçok
aileler bu sıkıntıya ve perişan hayata, sırf kuru bir kavga uğruna katlanmaktadırlar. Diğer taraftan özenti sonucu bütçelerini zorlayan harcamalara gitmektedirler aile bütçesinin sarsılması önce geçimsizliğe, daha sonrada boşanmaya kadar varan bir dizi hususlara sebep olmaktadır.

  • Sırf maddi mülahazalarla yurt dışına giden vatandaşlarımızın aile ve çocukları, hem
    kendileri hem de milletimiz için büyük bir problemdir.götürülmeyip yakınları
    yanına bırakılan çocuklar ,aile şefkatinden mahrum ,birazda başıboş olarak
    yetişmektedir.yabancı ülkelerde doğan ve yaşayanları ise ,büyük kültür ve kimlik
    buhranıyla karşı karşıya gelmektedir.
  • Devamlı reklamlara muhatap olan aile israfın içine itilmektedir.buda aile bütçesini zorlamaktadır hatta geçimsizlik sebepleri arasıda,israfın önemli payı olduğu
    unutulmamalıdır.
  • Günümüzde ailelerin kendini müdafaa mekanizmaları zayıflamıştır.bunları canlandırmak
    gerekir.mesela,saygı,iyi örnek olma annenin mürebbilik rolü gibi.

Türk ailesinin dayandığı temel değer ile şartlar ve ortamı arsında bir uyumsuzluk,belki de bir çatışkıdan söz edilebilir. Bu uyumsuzluk veya çatışkıyı iki guruba ayırabiliriz.

1- İç Uyumsuzluk
Ailenin dayandığı temel değerin ,zaman içinde ortaya çıkan yeni şartlara göre yorumlanması
yapılmadığından veya geç yapıldığından dolayı ortaya çıkan uyumsuzluk.bunun nedeni belli bir kültürel yeterlik, birikim yokluğu olabileceği gibi, siyasi, teknik veya ekonomik kararların uygulanması sonucu şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Elbette daha başka nedenlerin etkisi bu arada düşünülebilir.

Bu hususta özetle şu tespitin yapılabileceği söylenebilir.
Ailede içi uyumsuzluk, eğer ailenin dayandığı temel değer değiştirilmek istenmiyorsa, belli sarsıntılara yol açsa bile, giderilebilir. Bu konuda Türk ailesinin geçirdiği önemli deyimlere sahip olduğu belirtilmelidir. Ancak burada vurgulanması gereken ailenin dayandığı temel değerlerin reddedilmesi, ortaya çıkan şartlara karşı destekleyici düzenlemelerin yapılmasıdır. Nitekim bugün için Türk ailesinin çeşitli nedenlerin oluşturduğu bir iç uyumsuzluk yaşadığı
söylenebilir buna karşı alınacak kısa vadeli önlemlerin tespit edilmesi gerekir. Ancak sadece önlemler sınırında kalmak sağlıklı bir sonuca götürmez bu önlemlerle birlikte eğitime,

kültürel değerlerin fonksiyonel hale getirilmesine, toplumsal ve ekonomik sorunların çözümünde destekleyici yöntemlerin uygulanmasına ihtiyaç vardır.ailedeki iç uyumsuzluk, ailenin dayandığı temel değerden değil, bu değerin algılanma ve yorumlanma yetersizliğinden kaynaklanmışa benzemektedir. Bu bakımdan aile fertlerinin eğitilmesi bir
dereceye kadar mümkün ise de bir noktadan sonrada toplumun duyarlılığına ve devletin rasyonel ve yerinde düzenlenmesini sorumlu kılmaktadır.

2- Dış Uyumsuzluk
Devletin yada siyasi iktidarların, iletişim organlarının, bazı çevre ve kuruluşların topluma, aileye ve insana rağmen kültürel bir değişime, yani dünya görüşünü ikame etme çabalarına ağırlık vermesi. Şüphesiz bunun tarihi, siyasi kültürel bağlamda yürütülmeye çalışılması sorunun çok yönlülüğünü ortaya koyar. Türk ailesinin karşı karşıya kaldığı dış uyumsuzluğun
anlaşılmasında , yorumlanmasında ve çözümlenmesinde mutlaka dikkate

alınmak durumundadır. Belki de çatışma olgusunu bu bağlamda temellendirmek gerekebilir.

ÇOCUĞUN YANINDA AİLE MÜNAKAŞALARI

Çocuğun yanında aile münakaşalarının ve bunun yinelenmesi doğru değildir. Çocuk bunlardan endişe duyar. Bu endişenin bir şekli kendi benliğinin ne olacağı tarzındadır. Kendine ve geleceğine dair güven hissi bir bakıma emniyet hissi yetersizliği burada söz
konusudur. Gayet tabii anne ve babalarına sevgisi, onları kaybetme korkusu da böyle anlarda belirecektir. Çocuğun ruh sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir. Aile münakaşaları eğer çok gerekli ise çocuk uyuduktan sonra yapılmalıdır. Zira çocuğun bu münakaşalardan yaralanması hiç kimsenin işine yaramayacaktır. Sorunlu bir çocuğun bakımı aile için daha da güç

olacaktır. Çocuk kendisine iyi bir hayat sağlamak için gösterilen gayreti bilmelidir. Bu ağırlığın anne baba ve diğer sosyal çevre bireyleri üzerinde olduğunu öğrenmelidir.

Fakat bu hal asla çocuğun başına kakılmamalıdır. Sıkıntılar altında ölmüş, bitmiş intibaa da
verilmemelidir. Zira bu yaşta anne ve babası çocuk için abide denilebilecek ölçüde üstündür.

ÇOCUKLARINI İHMAL EDEN ANNE VE BABALAR

Çocuklarını ihmal eden ona veya onlara kötü muamele yapan anne ve baba çoğu zaman bunu istemeyerek yapar. Bu çemberi kırmak aileye hizmet gereklidir. Çocukların içinde onları büyümeye yönelten kuvvetli bir çaba vardır. Eğer gayretlerimizi çocuğun bu kuvvetli çabası ile bağdaştırırsak onun tam olarak gelişmesini sağlamış olma yönünde çok önemli adım atmış oluruz. Çocuklarını ihmal eden anne babaların büyük bir kısmı çocuğu tanımamakla yanılgıya düşmektedirler. Çocuk arkasında ana ve babasının desteği, önünde ise onların kuvvetli tecrübe bilgisi bulunduğu müddetçe başarı yolundadır.

Etkili Aile İletişimi

Her zaman bilinen bir söz vardır:” Eğitim ailede başlar” Gerçekten de çocuğa aile içinde gereken becerileri kazandırmaya çalışıyoruz. Ama ne kadarını ve nasıl. Zaten önemli olanda “Nasıl” sorusunun cevabı.

Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunun için çocuklarına mümkün olduğunca iyi bir gelecek sağlamaya çalışırlar. Onları iyi okullarda okutmak ister. Bunun için aile varını yoğunu ortaya koyar tüm özverisini çocuğuna verir. Ancak yadsınan bir konu vardır ki o da çocuğun sağlıklı bir kişilik nasıl geliştireceği. Aslında hayatta her şey başarı değildir. Önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı, nasıl bir kimlik oluşturduğudur.

Çocuk aileyi yansıtır. Aile içindeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişiliğini şekillendirir. Yani aile iletişim becerilerini kullanmazsa çocukta iletişim becerilerini kullanamaz. Dolayısıyla çocuk hem ailede hem de sosyal çevrede sürekli çatışma içine girer.

O halde “aile çocuğa nasıl eğitim verecek, çocukta nasıl sağlıklı bir kişilik
oluşturacak?”.

Elbette ki her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Çocuğuna iyi niyetle yaklaşmaya çalışır. Ama anne baba iyi niyetleri kullanmasına rağmen yanlış yöntemleri kullanabiliyor. Burada ailenin vereceği iyi bir eğitim çocuğuyla kurduğu sağlıklı iletişim becerilerini kullanmasına bağlıdır. Bu sağlıklı iletişimi çocukla kurabilmek için önce onu
tanımak ve onun temel gereksinimlerine saygı duymak gerekir.

RENKLİ YETENEK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BİRİMİ

Okul önceki eğitim hakkında bilinmesi gerekenler hakkında bilgiler paylaştık. Dilersen orayı da okuyabilirsin.